Müreffeh Türkiye
- aremfan77
- 21 Oca
- 4 dakikada okunur
23.09.2025
Bugün Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan’ın asgari ücretle ilgili bir açıklaması oldu, özetle şöyle diyor:
“ Asgari ücret 22 yıl önce 184 TL idi, bugün 22104 TL. Nominal olarak 119 kat, reel olarak ise % 242 artış sağladık.
Rakamlarla algı yönetme uğraşı
Nasıl mı? Bakınız; Sayın Bakan, nominal artışı kaç kat olduğuyla anlatıyor çünkü bir şeyin yüz küsur kat arttığını belirtmek insan beyninde büyüklük algısını tetikliyor yani bir şeyi daha büyük gösteriyor ama reel artışı anlatırken yine büyüklük algısını tetiklemek için bu sefer yüzde hesabına yöneliyor çünkü orada yüzde artış yüzlerle ifade ediliyor. Onun da kaç kat arttığını söylese diyecek ki; reel olarak 2,4 kat artış sağladık. 242 nerede 2,4 nerede! Algı çalışmasını görüyorsunuz değil mi?
Refah hesabını böyle basit rakam ve ifade oyunlarıyla yapıp, asgari ücretin ya da ortalama ücretin neredeyse gereğinden fazla artırıldığını ima eden ve dolayısıyla bunu kendilerinin bir lütfu gibi göstermeye çalışan anlatım, yıllardır gördüğümüz bir AKP klasiği.
Bakınız! Yirmi küsür yıldır ekonominin iyiye gittiği bir dönem yoktur. Sadece dönem dönem iyi göstergeler vardır. Ancak ekonominin temeline saldırıldığı için, kolonlar kesildiği için; bir felakete gidiş görüldüğü halde önlem alınmayarak, (yanlış politikalardan dönülmeyerek) Türkiye en büyük kumpasa sürüklenmiştir. Unutmayınız! Bir ülke için en büyük kumpas ya da çıkmaz iktisadi çıkmazdır.
Türkiye ekonomisini yönetenler, yirmi küsur yıldır yanlıştan dönmeyerek ekonomiyi çıkmaza sürüklemişlerdir. 2018 sonrası ise bu durum hızlanmış ve maalesef niyet de daha çok kirlenmiştir. Çünkü gün geçtikçe artık toparlanamayacağı fikri ağırlığını koymuş ve “ bari batarken biz güçlü kalalım, yeniden kurulursa kuran da biz olalım” düşüncesi ile yanlışa hız verilmiştir. İşte refah bekleyen büyük toplum kesimlerinin ve bizim yani herkesin;
“ aslında refah var, bakın asgari ücret kaç kat artmış” şeklindeki açıklamaları bu temelde değerlendirmesi gerekir.
Sayın ve Saygıdeğer Türk Halkı;
Lütfen şu sözü dikkatle okuyunuz!
“ Refah iktisadi bir meseledir.”
Büyüme, gelişme filan diyorlar ya onlar da iktisadi konulardır ama oynaması kolay (rakamla, değişik anlatımla vs.) denilebilir bunlar için, dolayısıyla toplum kolayca manipüle edilebilir. Ancak refah öyle değildir. Çünkü müreffeh ülkelerle, toplumlarla karşılaştırarak her birey, bu konuda söylenen yalanı anlayabilir. Tekrar edelim: “Refah iktisadi bir meseledir” ve “İktisat’ın temel amacı da refahı sağlamaktır.
İktisattan nasibini almamış bir bakan (oysa bakanlığı iktisadi sistemin tam ortasında bir yerde duruyor) açıklama yapıyor; kendince bir refah hesabı var ve tek dayanağı, ücreti cari döviz kuruyla ifade edip, artışı göstermek. Profesör Bakan, bu hesabı yapıyor, dolara çeviriyor filan ama onu çürütmek isteyen herhangi biri, “ hesabı altınla yapsana” dediğinde Bakan ne diyeceğini şaşırıyor. Çünkü altın hesabıyla bakıyorsunuz ki artış filan yok!
Refah hesabında günümüzde tek ölçüt kullanılmıyor. Zira satın alma gücü diye bir kavram icat edildi ve bu kavram refahı ölçmede de karşılaştırmada da mahir. Tabii bu satın alma gücünü aynı sepetle dönemler arası kıyaslayabiliriz ama sepette sadece dolar ya da altın olmaz. Mesela en başta gıda olur, temel ihtiyaç dediğimiz şeyler olur, ulaşım, sağlık, eğitim ihtiyaçları olur. Dolayısıyla refahın öngördüğü nicelik artışını gerçek manada yani reel olarak ölçmüş olur. Kaldı ki gerçek refah artışı ve tüm ekonomi ölçeğinde kalkınma, nicelik büyümesinin yanında nitelik değişimini (gelişmesini, artışını) de içerir ki o hesaba girilip detaylandırınca gerçek refah ve kalkınma oluyor.
Bir örnek vereyim: Diyelim 2000 yılı ile 2025 yılının ortalama ücret seviyeleri üzerinden artış hesaplanıyor. Burada dolar ya da altın üzerinden değil; sepet üzerinden bir hesap yapıldığında gerçek sonuca ulaşılabilir ama daha gerçekçi olmak gerekirse nitelik artışının ihtiyaçlara yansımasını hesaba katmak aynı ürünler ya da ihtiyaçlar için bile teknolojik değişimin getirdiği nitelik gereksinimini dolayısıyla maliyetini göz önüne almak gerekir. Yani 2000 yılında da otobüse biniyorsun 2025’te de ama 2025 yılında aynı yolda aynı otobüse binmek için teknoloji kullanmak gerekiyor; yani bir akıllı telefon almak gerekiyor. Örnek yeme içme ihtiyacı için bile uyarlanabilir. 2000 yılında peynir sepetteydi ve gidip bakkaldan alıp yiyordun, 2025’te uygulamadan söylüyorsun. İşte bu, aynı ihtiyaçların nitelik değişiminden dolayı satın alma gücünü etkilemesi durumu! Başka bir ifadeyle; zorunlu ihtiyaçların günümüzde yeni zorunlu ihtiyaçları doğurması.Daha algı meselesine hiç girmiyoruz. Yani şu kısmın Bilimsel İktisatla doğrudan bir ilgisi yok ama halka sorsanız ilk karşılığı, şu soru olur:
“ 2020’nin zorunlu ihtiyaç algısı ile 2025’in zorunlu ihtiyaç algısı aynı mı? Cevabı da hazırdır: tabii ki değil!
Gerçeği saptamak için gerçek (bilimsel) ölçütler kullanmak gerekir. Peki böyle mi oluyor? Hayır!
Böyle yapmayınca ne oluyor?
Kandırılmış olunuyor!
(Not: Hep aynı sepet üzerinden kıyaslama yapıyoruz, bakın 2025 yılında 2000 yılında olmayan pek çok ihtiyacın temel ihtiyaç kategorisine girdiğini, istenirse sepete dahil edilebileceğini, örneğin bir bilgisayarın ve tabii sarf malzemelerinin bugün bir temel ihtiyaç sayılması gerektiğini göz ardı ediyoruz.)
Şimdi gelin bir küçük sepet hazırlayalım; içine iki çeşit peynir(birer kalıp) bir kilo kıyma, bir kilo zeytin, iki çeşit meyve ( 2 şer kilo) üç çeşit sebze (ikişer kilo) aylık otobüs/tren vb. bileti, ilaç, kırtasiye ve diğer temel ihtiyaçlar için de aylık gelirin % 20’sini koyalım.
İşte bu sepet doğru ölçektir. Şimdi istediğiniz kıyaslamayı yapabilirsiniz. Yalnız Bakan’ı uyaralım!
2002 asgari ücretiyle 2025 asgari ücretini bu ölçekle kıyaslarsak, kendisi tartışmaktan kaçar sanırım.
Satın alma gücü ( Grafik buraya eklenememiştir. Dileyen kişiye yazının orijinali gönderilebilir.)
Enflasyon
Bu eğri azalan bir eğridir. Çok net iktisadi gerçek! Enflasyon arttıkça satın alma gücü azalır. Peki bir şekilde asgari ücreti bu eğriye dahil edersek ne olur? O zaman asgari ücret eğrisi şöyle bir doğru olsa yine iyi!
Satın alma gücü
asgari ücret burada da bir grafik var
|
Enflasyon
Bakınız dostlar! acı ama gerçek!
Doğrusu şudur:
Satın alma gücü
Asgari ücret burada da bir grafik var...! |
Enflasyon
Yani satın alma gücü esastır, ölçektir, ölçüttür ve satın alma gücünün iyiden iyiye düştüğü dönemlerde asgari ücret erimiştir, ondan söz edilemez. Dolayısıyla kıyas mıyas kabul etmez!
Sayın Bakan fena halde yanılmaktadır!
Yorumlar